Kızı üşümesin diye milyonlarca doları şöminede yakan Pablo Escobar’dan, lüks yatları ve özel jetleriyle hafızalara kazınan Jordan Belfort, nam-ı diğer “The Wolf of the Wall Street”e ve Karayipler’de ada satın alan Jeffrey Epstein’e kadar pek çok suçlu, yaşadığı şatafatlı hayatla herkesin dilindeydi.
İçinde oldukları yasa dışı işler düşünüldüğünde gözlerden uzak bir hayat sürmeleri beklenen bu suçluların şuursuzca harcadıkları para ve gösteriş tutkusu da neyin nesiydi?
Hedonik Tüketim
Günümüzde tüketim, yaşamsal ihtiyaçların karşılanmasının ötesine gider. Duygusal boyutuyla da öne çıkan tüketim, psikolojik ihtiyaçları tatmin aracına dönüşür. 1 Özellikle olumsuz ya da başkaları tarafından hoş karşılanmayan davranışlar içinde bulunanlar toplumsal kabulden feragat edemezler. Dolayısıyla, lüks yaşamlarını sergileyerek yaşadıkları sosyal yapıda kendilerini konumlandırmaya ve itibar kazanmaya çalışırlar.
Dolar banknotlarından bigudiler, altın bataryalar, çiçek niyetine eurolardan buketler gibi şatafata çuval dolusu para harcanır ve itinayla sergilenir. Ne de olsa aslında satın alınmaya çalışılan şey, toplumsal saygınlık ve kabuldür.
Haydan Gelen Huya Gider!
Kanuna ve ahlaka aykırı davrananların içinde bulundukları haletiruhiyeyi yalnızca hedonik tüketimle açıklamak mümkün değildir. Klasik iktisattan farklı olarak davranışsal iktisada göre, paraya atfedilen değer kazancın kaynağına göre değişir. Nobel ödüllü iktisatçı Richard Thaler, paranın kaynağına göre zihinde farklı hesaplarda tutulduğunu ve buna göre harcandığı ya da tasarruf edildiğini söyler. Maaş, miras, kumar, piyango gelirleri aynı nominal değere sahip olsa da zihinde farklı muamele görür.2
Thaler’in “zihinsel muhasebe” (mental accounting) olarak adlandırdığı bu kavrama göre, bireyler “beklenmedik gelirleri”ni (windfall gain) daha rahat harcarlar. İşte bu davranış biçimi, kumardan kazanılan paraların çarçur edilmesinden esinlenilerek “house-money effect” (kumarhane parası etkisi) olarak adlandırılmıştır. Kolay kazanılan paranın aksine emeğin karşılığı olarak görülen gelirler rasyonel harcamalara ve tasarrufa dönüşür.3
Yasa dışı faaliyetlerden elde edilen sürekliliği belirsiz, kısa sürede ve kolay kazanılan gelirler psikolojik olarak beklenmedik kazanç şeklinde zihinde kodlanır. Dolayısıyla suç gelirleri lüks ve keyfi harcamalara yönelir. Üstelik sessiz sedasız, dikkat çekmeden harcanması beklenen suç gelirlerin harcandığı gösterişli giderler afişe edilir. İşin aslı, abartılı harcamalarla haksız kazançlar meşrulaştırılmaya çalışılır. Böylece yasa dışı faaliyetlerden ayrı bir kimlik inşa edilmeye çalışılır.
Saygınlığın Bedeli
Gösterişli harcamalar kimi zaman estetik bir tercihten öteye gider. Çoğumuzun sonradan görmelik ya da savurganlık şeklinde açıkladığı bu fütursuz harcamanın arkasında; uyuşturucu kaçakçıları, insan tacirleri, dolandırıcılar gibi suçluların kendilerini topluma kabul ettirme, saygınlık kazanma ve gelirlerini meşrulaştırma gibi psikolojik motivasyonlar yatar. Ne de olsa emek karşılığı olmayan kolay gelirde sahiplik hissi az olduğundan, hoyratça harcanır.
- Elizabeth C. Hirshman, Morris B. Holbrook, “Hedonic Consumption: Emerging Concepts, Methods and Propositions”, Journal of Marketing, Vol. 46, No: 3, 1982, s. 92; Ebru Özlem Güven, “Hedonik Tüketim: Kavramsal Bir İnceleme”, ABMYO Dergisi, Sayı: 13, 2009, s. 65. ↩
- Richard Thaler, “Mental Accounting and Consumer Choice”, Marketing Science, Vol.4, No: 3, 1985, s. 213. ↩
- Richard Thaler, Eric Johnson, “Gambling with the House Money and Trying to Break Even: The Effects of Prior Outcomes on Risky Choice”, Management Science, Vol. 36, No: 6, 1990, s. 643. ↩